İçsel olarak özgürleştiğim, zihnimde yarattığım kurgu ve kalıplardan uzaklaştığım, kalbimin genişlemesine şahit olduğum günler yaşıyorum şimdilerde.

Bedenimle bağ kurduğum, bırakma halini yaşayarak duygularıma yeni bir alan açtığım yollardan biri ile tanıştım; Yin Yoga… Pratiğimde zaman zaman yer verdiğim ancak zihnim uzun süreler orda kalmamamı isteyip çıktığım pratikler yapıyordum. Yin eğitmenlik eğitimi almaya başladığımda bedenimde ve duygularımda bir çok farkındalık yaşadım.

İlk gün kuğu pozunda bırakma halini yaşamaya başladım. Yoga pratiklerimde destek olarak yanıma çok nadir olarak aldığım blok ve minderi kullandığımda, kendime yarattığım güvenli alanda rahat ettiğimi fark ettim. Nefes aldıkça genişledim, nefes verdikçe iyice pozun içine yerleşirken bırakma hissine şahit oldum!

Sınırlarımı, içine sıkışıp kaldığım bedenimdeki düğümleri çözmeye başlamıştım. Aslında beden aracılığıyla dıştan içe doğru yaklaşarak bütünü görmeyi deneyimliyordum. Eğitimi aldığımdan bu yana büyüsünden çıkamıyorum…

Sürece teslim olup akışa bıraktığında özgürleşmeye, olduğun halinle adım atamaya başlıyorsun. ’Ben ne yaşıyorum şu an ?’ deyip içimdeki duyguları dinlediğim veya gözlerimden yaşların aktığı, ardından kalbime hafiflik hissinin geldiği muhteşem anlar yaşadım…

Yin yoga genelde herkeste pozların içinde kaldığın basit bir pratik olarak algılanmakta. Ancak hareketsizliğin içinde kalıp derinlerine indikçe bambaşka bir dünya olduğu görülüyor. Hareketsizliğin içinde nefesimi farkettikçe yumuşadım, sakinleştim ve nefesim sakinledikçe zihnimde benimle birlikte yatışmaya başladı.

Durmaktan çok korkuyoruz, evet ben de korkuyorum herkes gibi. Sanki hareket etmezsek yok olup gideceğiz gibi zannediyoruz. Çünkü durunca ne yapacağımızı bilmiyoruz. Deneyimleri yaşamak için uzun yollar var ama ben yolda durmayı deneyip bedenimi, duygu ve düşüncelerimi, hayatı dinlemek istiyorum.

Pozun içine yerleşen bedenimi izledim, nasıl kök saldığımı, sağ-sol kalçamı, omuzlarımı her birinin farklı olsa da nasıl denge halinde kaldığını izledim. Tüm hayat bir denge değil mi aslında? Nefes alış ve verişlerimiz de denge halinde. İzin vermeye başlıyorum; zihnimin duygularımın önünde duvar gibi duran her şeyi varlığıyla akışa bırakmayı deneyimliyorum. Tüm eğitim boyunca hiç bir şeyi değiştirmeden veya iyileştirmeye çalışmadan içimden çıkan ağlama, şefkatle kendime sarılma, öfke, mutluluk, huzur, kızgınlık, karanlık, gölgede kalan ve aydınlık olan tüm duygularımı hissederek yaşadım.

Dolaşan zihinimi izledim, otomatik bir akış var zihnimizde bize hep bir sonraki  veya gelecek endişe kaygılara, planlara götürüyor. Onları durdurmadım ancak nefesimi ve varlığımı hissederek şu ana gelmeyi denedim. Şu ana geldiğimde kendimi tanımaya başlıyordum.

Eğitim boyunca boynumda, omzumda taşıdığım yükleri bırakmayı denedim, biriktirdiğim öfkem, endişe, kaygıyı bırakmayı denedim, haklılığımı, korkularımı, herkese yetişme telaşımı, suçluluğumu, güçlüyüm dediğim her ne varsa her şeyi bırakmayı deneyimledim. Bırak her şey su gibi yolunu bulsun, aslında tüm deneyimlerde yol da biziz, yolcu da…

Yin yoga şu an bana bırakmayı, gevşemeyi, teslimiyeti yaşatıyor… Yolda olmak ne güzel…

Ve içimden hep söylediğim; yol uzun, sen sadece yolculuğun tadını çıkar…

Acelem yok; daha çok deneyip özgürleşeceğimiz yollara…

Namaste

 

Go to top