Elementler serisini yapıyor musunuz? Yapmak ister misiniz?  Bilmiyorum. Belki hiç duymadınız belki başlamak hep aklınızda ama her gün erteliyorsunuz. Belki de başladınız bile ya da size çok saçma geliyor.

Bu seçeneklerden biri diğerinden daha üstün değil. Hepimiz farklı insanlarız, düşüncelerimiz farklı. Şimdi tek tek elementlerden ve onların bize olan etkilerinden bahsetmeyeceğim. (en azından bu yazıda)

Bu yazıda element çalışmalarının insan psikolojisine olan etkilerinden bahsetmek istiyorum.

Yoga ile aynı köklerden gelen Ayurvedik felsefede; Toprak, su, ateş, hava, eter olmak üzere 5 farklı elementten bahsedilir. Bu elementler, yaşamın her noktasında bulunur, doğadaki her şey bu 5 temel elementten oluşur. Bunların vücudumuzda da dengeli bir şekilde var olması ve çalışması gerekmektedir. Eğer az veya çok çalışırsa fiziksel, zihinsel, ruhsal dengesizliklerin ve sorunların ortaya çıktığı, bununla birlikte kendi ve çevresi ile kopuklukların meydana geldiği düşünülür. Elementlerin dengeye ulaşmasıyla hem kendi içinde hem de çevresi ile sağlıklı ve dengeli bir bütünlük kurulur. Elementleri dengeye getirmek için belirli zaman zarfında (ateş 21 gün gibi) yoga asanaları, meditasyonlar ve çeşitli çalışmalar yapılır.

Peki, bu bahsettiğimiz belirli günden sonra sorunlarımız çözüme ulaşıp hayatımız yoluna girer mi? Yüzyıllardır bu pratikler devam ettiğine göre sorunları çözme etkisi var gibi görünüyor. Peki, ama nasıl?

Plasebo etkisi olabilir mi acaba, diye insanın aklına geliyor neticede elementlerin faydalarını öğrendikten sonra haftalarca o mata değişmesini istediğimiz şeyler için, faydalarını bildiğimiz şeyler için çıkıyoruz.

Her şeyden öte, aşağı yukarı bir ay kadar aynı pratiği yapmak zorundayız ve bu küçümsenmeyecek bir özveri istiyor. Her günümüz bir öncekine benzemiyor; yoğun, yorgun olduğumuz günlerde dahi yapmak zorundayız; çünkü, eğer yapmazsak kaldığımız yerden değil ilk günden başlanmak zorundayız. Bu aralıksız pratik için de disiplin şart.

Her gün bedenimizi zorlayan pozlar yapıyor, güçlenmesine ve esnemesine tanıklık ediyoruz. Bir hafta önce yapamadığımız pozu yapmaya başlıyoruz, daha geç yorulmaya başlıyoruz. Ve beden gücündeki değişim bir süre sonra zihne de yansımaya başlıyor. Bedenimizdeki güçlenme kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlayıp dolaylı olarak özgüvenimizi arttırıyor.

Element pratiğinin tamamlanması ile büyük bir ödül alıyor beynimiz. Çünkü beyin yarım kalmışlıkları sevmez; başı ve sonu olan, tamamlanmış şeyleri sever. Böylece beyine sevdiği şeyi vererek başarma duygusunu hissettirip ödül mekanizmasını devreye sokuyoruz.  Bu mekanizma dopamin hormonunun salgılanmasını sağlayarak bize mutluluk, coşku ve doyum hissi veriyor. Bu mutluluk, özgüven ile aslında o pratiğe başlama amacımız olan şikâyetçi olduğumuz davranışları bırakmak ve elementin getirisini uygulamak için gereken gücü bize veriyor.  Ve biz sonunda “elementi dengeledik” diyoruz.

“Mat üzerindeki tavrımız, hayata olan tavrımızdır.” mottosu vardır yogada. Bunu element pratiklerinden sonra çok daha iyi deneyimliyoruz.

Böyle bir deneyimde yollarımızın kesişmesi dileğiyle…

Yoldaki herkese sevgiler, birlikte çok güzeliz.

Namaste

 

Go to top