Günümüzün hızlı temposunda yoga pratiği artık bir çok farklı stilde, modern ya da geleneksel, kısa bir zaman diliminde farklı öğretmenlerle çalışma olanağı sağlıyor. Her yeni başlayan öğrenci kendi öğretmenini seçme, dilerse bir dahaki derse farklı birisiyle çalışma, bir şekilde kendisine en uygun geleneği ve öğretmeni bulana kadar farklı ekolleri deneyimleyebiliyor.

Dolayısıyla kısa bir zaman diliminde pek çok farklı öğretmenle bağ kuruyor. Bu bağlamda yogada öğretmen-öğrenci ilişkisi geleneksel yaklaşımdan daha modern bir trende doğru kayabiliyor; Öğretmenler çoğu kez stüdyo çıkışında bir kahve içip dertleşebileceğimiz, şakalaşabildiğimiz, bizimle benzer problemleri yaşayan, benzer hayatlar süren, katı, dokunulmaz kimliklerinden sıyrılarak, arkadaşımız, dostumuz haline gelebiliyor.

Modernleşen yoga trendleri ile modernleşen öğretmen-öğrenci ilişkilerinde sınırlar nerede başlıyor ve nerede bitiyor? Ya da artık gerçekten bir sınır kaldı mı, kalmalı mı? Geleneksel yaklaşımlardan yola çıkarak günümüzün öğretmen-öğrenci ilişkilerine uzanan ufak bir gezinti yaparak bu soruya bir cevap arayalım mı?

Mundaka Upanişad samimi bir öğrencinin, transandantal bilgiye ve aydınlanmaya ulaşabilmesi için ideal guruyla çalışması gerektiğini vurgular. Vedik literatürde, öğrenci mutlak bilgiye ulaşabilmek için sadece metinlerle değil aynı zamanda doğru öğretmen (guru) ile özel bir bağ kurması gerektiğine değinilir. Guru kelimesi etimolojik olarak ''ağır, bilge'' anlamını içeriyor; Yani öğretmen doğru bilginin ağırlığını taşıyandır. Tanım olarak guru/öğretmenin öğretileri Vedik literatürle bağdaşır, değişmemiş olmalıdır; öğretmen bir ateist, politik ya da hümanitaryen bir aktivitist olamaz. Mutlak bilginin insanlığın kurtuluşu olduğunu vurgular ve kendisi de maddi zevklerden bağımsız örnek bir hayat yaşar. Başka bir deyişle, Mutlak ile vecdde birleşmiştir. Vedik literatür böyle bir kişinin çok nadir bulunduğunu da açıklar.

Öğretmenin kendisi de bu geleneğin zincirinden gelen bir sisya (öğrenci) olmuş olmalıdır. Guru-sastra-sadhu (öğretmen-kutsal metin-önceki üstadlar) üçlemesi; Öğretmenin öğretileri üstadlarınınki ile ve yine bunların da kutsal metinlerdekilerle tam olarak bağdaşır olması gerektiğini söyler. Öğrenci de öğretmenine/gurusuna kusursuz bir teslimiyet göstermeli ve hizmet etmelidir. Burada hizmet günümüzün ticari ders ücretlerden farklı olarak öğrencinin fiziksel ve ruhsal olarak Mutlak Bilgi'yle donanmış öğretmeninin kendisi üzerindeki emeklerine sembolik bir karşılıktır. Hint geleneğine göre öğrenciliği bitmiş kişi ''Guru Dakshina'' öder, bunu karşılayamayacak kadar fakir olanlar ise basit hizmetler görerek öğretmeninin emeğini karşılar. Burada aslolan maddi kazançtan daha çok öğrencinin eğitilmesine hizmet eden bir alma-verme dengesi dersidir.

Peki öğretmen ile öğrenci arasındaki bağa bu denli özenle bir gelenekten günümüze dönerken, modern stüdyolarda hatta online olarak verilen derslerde asana eğitimi almaya çalışan öğrenciler ile öğretmenler arasındaki bağı neler tanımlıyor? Hangi prensipler ya da etik kodlar ile regüle oluyor?

Tahmin edebileceğimiz ya da pek çoğumuzun bildiği gibi, özünde aynı öğretileri paylaşsa bile günümüzün modern yoga dersi Vedik literatürde anlatılanlardan epey farklı.

Öncelikle belli bir süre karşılığında maddi bir bedel ödenilen bu dersler kaçınılmaz olarak bir iş kolu haline hızlıca geldi. Bunda pek bir zarar olmasa da, bu denge ile beraber öğretmen-öğrenci ilişkileri ders saatleri haricinde (yani ödenen bedelin karşılığı bir hizmet alınan süre haricinde) özel bir vurgu gerektirmeyecek şekilde özgür bırakıldı. Herhangi bir 200 saatlik ya da farklı ekollerde farklı sürelerde gerçekleşen eğitimleri başarıyla tamamlayan herkes ders verebiliyor. Öğretmenlerin nasıl bir hayat yaşadığı, ders dışındaki zamanlarında hangi etik ve prensiplerle hareket ettiği, kişisel özgürlük alanına giriyor ve ''özgür dünya'' da pek tabii ki kimseyi ilgilendirmiyor. Ders süresince öğretmen ceketini giyen kişi, kapıdan çıkar çıkmaz başka bir ceketi giyerek farklı bir rolde hayatımızda yer alabiliyor.

Tabii ki Yoga Alliance gibi ya da farklı ekollerin kurulları gibi otoriteler bazı düzenlemeler getiriyor. Etik düzenlemeler yapan komiteler; Vedik literatürden farklı olarak bilginin aktarımını koruyacak maddeler içerse de, ders sırasında yer alabilecek temel bazı davranış biçimlerine de değinme ihtiyacı duyuyor. Bunların içinde, sözlü taciz, dokunma onayı, kapsayıcılık (inclusivity), ayrımcılık, eğitim ve background hususlarında dürüstlük gibi maddeler var. Her ne kadar etik düzenlemeler yaygınlaşan yoga trendlerinde çok hayati görünse de, uygulama söz konusu olduğunda, (hele ki bu komitelerin gözetim alanı dışına taşan ülkelerde) ne kadar güncel ve koruyucu olabiliyor?

Devam edecek

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Go to top