Yoga öğretisini, yoga pratiklerini uyguladığın kadar yaşarsın. Usta Pattabhi Jois bununla ilgili “Yoganın %1’i teori, %99’u pratiktir.” der. Bunu anlamam epey zaman aldı çünkü ilk başta “pratik” ile kastedilenin sadece asanalar (yogadaki duruşlar) olduğunu zannediyordum.

Ama anladım ki aslında yoganın %99’u olan bu pratikler sadece asanalar için değillermiş, çünkü asanalar Usta Patanjali’nin bahsettiği 8 basamaklı yoganın sadece 8’de 1’i ve pratikler diğer basamaklar için de geçerliymiş.

Birinci basamaktaki Yama’ların ilki olan “Ahimsa-Şiddetsizlik” pratiğinin sadece insanlara, hayvanlara ya da başkalarına uygulanan şiddet olduğunu düşünmüştüm hep ve bu pratiği öyle uygulamaya başladım hayatımda. Kendime uyguladığım şiddet hiç aklıma gelmemişti ve daha sonra bunu da kapsadığını anladığımda epey etkilenmiştim.

Yoga ile tanışmadan önce kendime uyguladığım şiddete örnek olarak ilk aklıma gelen, hep başkaları için yaşadığımdı: Eşim, ailem, arkadaşlarım, komşularım, iş arkadaşlarım… O anda ihtiyacı olan kim ise, odağım ondaydı. O hep öncelikliydi, o hep haklıydı, o hep benden öndeydi, o en çok sevilmeye layık olandı. Sanki bir yarış varmışçasına… Ama yarışmaktansa sadece yarışanları besleyen, alkışlayan olmak vardı sadece. Evrendeki alma verme dengesi şaşmıştı. Merkezde, benden çok her şey vardı; bir tek ben yoktum sanki.

Merkezden kaymamla, kendimi ifade etmekle ilgili sıkıntılar yaşamıştım ve bu dışarıya taşmıştı. Tüm iletişimlerimde hatta kendimle olan içsel diyaloglarımda bile. “Şiddetsiz İletişim” ile tanıştığımda bile karşımdakini anlamaya odaklanmıştım. “Gözlemle, duyguyu fark et, ihtiyacı gör, neyi dile getirmek istiyorsan onu dile getir, ricada bulun” şeklinde olması beklenen bu yöntemde bile ben yoktum ortada; karşımdakini gözlemlemek, onun duygusunu anlamak, onun ihtiyacını görmek ve değişimine destek olmak vardı.

Ben’i yok sayarak şiddet uyguluyordum aslında kendime. Bunu fark ettiğimde bir şeyler değişmeye başladı elbette ama bugün görüyorum ki aslında ben’i yok saymamışım; ben’i diğerlerinden ayırmışım.

-Yoga’nın sayesinde merkeze geldim mi?

-Evet

-Uzunca vaktimi de aldı mı?

-Evet

-Hala iyileşme ve öğrenme sürecim de devam ediyor mu?

-Ne mutlu bana ki evet

Şiddetsizlik önce içeride başlıyor, sonra dışarıya yayılıyor. Şöyle ki, kendimizi sevebilmek, değer verebilmek için koşullar yaratıyoruz. Önce başkalarının bizi sevmesini bekliyoruz. Onlar bizi sevdiğinde, ancak o zaman, biz de kendimizi sevilmeye layık görüyoruz. Halbuki biz kendimizi sevdiğimizde, herkesin bizi sevebileceğini unutuyoruz.

Sen, ben, o… Bırakalım bu ayrımı beraberce ve sevelim sadece. Zihnin anladığı şekilde de söylemek gerekirse: Önce kendimizi sevelim, en çok da kendimizi sevelim çünkü ustam Gurudwara’nın dediği gibi “Sen varsan dünya var, sen yoksan dünya yok”.

 

 

Go to top