Beni tanıyanlar, yazılarımı takip edenler biliyor, Eylül ayında geçmeyen kalça ağrım yüzünden beyin cerrahı arkadaşıma danışmıştım o da bel görüntüsü çektir bakalım ne var görelim demişti.

Emarı çektirdim ve rapordan bayağı yumruk büyüklüğünde bir fıtığım olduğunu büyük bir şokla öğrendim. Ben bu haberi kabullenmeyi ne kadar reddetsem de, fıtık kendisini görmem için elinden gelen çabayı gösteriyordu. Arkadaşım fıtığın durumuna bakarak acil ameliyat dese de fiziki muayenede ameliyata gerek olmadığına karar verdi. Ama yine de bu kadar büyük bir fıtıkta bende sadece kalçamda ağrı olması dışında hiçbir şey olmaması kafasını karıştırdı.

Elime yapılmaması gerekenleri içeren koca bir liste tutuşturdu ve bundan sonra kendine çok dikkat etmen gerekiyor tembihleri ile beni uğurladı. Sonuçta bedenimin içine ameliyata gerek olmayan ama azami dikkat gerektiren bir fıtık yerleşmişti. Davetsiz bir misafir gibi omurgama yerleşen fıtık arada orada olduğunu hatırlatan ufak tefek sinyaller gönderirken, ben ise bu kısıtlılık halime alışmaya çalışıyordum. Bir süre  "o kadar da yoga yapıyorsun, yine de fıtık olmuşsun’’ yargılarından çok bunalsam da zaman geçtikçe kendimin o halini kabul etmeyi öğrendim.

Asana pratiklerim, yoga terapi pratiklerine dönüşürken günden güne kas gevşeticileri ve ağrı kesicileri hayatımdan çıkardım. Kendime dikkat etmeyi, biraz daha fazla özen göstermeyi fıtıkla mücadele ettiğim bu süreçte öğrenmiş olabilirim. Ama çoğu zaman bunları biliyor olmak kendini iyi hissettiğinde sınırlarını zorlamayacağın anlamına da gelmiyor. Bu zorlamalar zorunlu olarak bir süre için son buldu, sonra baktım ki ağrım sızım yok aynı hızla sahalara geri döndüm. Her şeye yetişebileceğimi kendime mi yoksa fıtığa mı kanıtlamaya çalıştığımı hiç bilmiyorum.

Ben böyle koşturmacanın içinde fıtığıma nanik yaparken kalça ağrım geri dönmese bile, belimde bant şeklinde bir ağrı ortaya çıkıverdi. Ve ben ne yaptım, o ağrının fıtığımla uzaktan yakından bir bağlantısı olmadığını düşünüp kendimi idrar yolları enfeksiyonu olduğuma ikna ettim. Bu ağrı ortaya çıkmadan birkaç gün önce, hiç ağrım kalmadığı için bir kontrol emarı çektireyim de fıtığın yok olduğunu göreyim diye randevu almıştım. Belimdeki ağrı devam ederken tekrarlanan görüntü ile fıtığımın yerleştiği yerden bana sen ne yapıyorsun der gibi baktığını gördük.

Sonuçta idrar yolları enfeksiyonu değilmişim, kendimi kandırıyormuşum. Fıtığımın hala olduğu yerde durduğunu belki de hiçbir zaman geçmeyebileceğini böylece öğrenmiş oldum. Öğrencilerimi derslerde sınırlarının farkında ol, kendini zorlama diye uyarırken, kendi sınırlarımı sonuna kadar zorladığımı bir kez daha fark etmek kendimi hiç iyi hissettirmedi. İnsan garip bir varlık dilimin kendi sınırlarımın farkındayım diye söylediği sözü aslında içten içe red ediyormuşum, bu yeni görüntü aklımı başıma getirdi, bükemediğim eli öpmem gerektiğini bir kez daha anladım.

Sanırım fıtığımın yerleştiği yerde rahatı yerinde ki hiç sesi sedası çıkmıyor, benim herhangi bir ağrım yok güzel güzel geçinip gidiyoruz. Ben kısıtlı bir insan olduğumu unutmadan ve fıtığımı hafife almadan hareket etmeye gayret ediyorum. Günün sonunda eğer dikkatli davranmazsam ağrı çekme ihtimali olan bir durumun içindeyim, kendime özenli davrandığım sürece, fıtığım ortadan yok olmasa bile ağrısız bir yaşam sürebileceğimi de biliyorum.

Bir rahatsızlığım olduğunu göz ardı etmeden kendime açtığım güvenli alanda yoga pratiklerime aynı disiplinle devam edeceğim. Ne yapıyor olursanız olun, kendinize dikkat etmeniz ve özen göstermeniz gerektiğini lütfen hatırlayın. Çünkü en ufak bir ihmalin bazen geri dönülmez sonuçları olabiliyor.
Sağlıkla kalın.
Hoşça kalın.
Namaste

Go to top