Evde oturmaktan çok sıkıldığım bir zaman diliminde yoga yapmayı denemeye karar verdim ve bir yoga stüdyosunun kapısını heybemdeki önyargılarım ve tamamen yanlış bilgilerim ile çaldım.

Ben yogayı sadece oturmaktan ibaret zannetsem de, yoga sadece oturmaktan ibaret değildi, asanalar adı verilen pozlar yoganın içine dâhildi ve ben bir saatlik pratiğin sonunda kendi cahilliğimden utanırken, asanaların gücüne tanıklık etmiştim. Aslına bakarsanız yoganın sadece meditasyondan ibaret sanmam çok yanlış bir düşünce değilmiş, tabi ki bin dokuz yüzlü yılların öncesinde yaşıyor olsaydım. Çünkü o yıllarda ve daha önceleri yoganın neredeyse tamamı meditasyon ve nefes gibi daha derin zihinsel farkındalık çalışmaları içeriyormuş.

Patanjali’nin yoganın sekiz basamağı olarak adlandırdığı basamakların üçüncüsü asanalar olsa da bin dokuz yüzlü yıllar öncesinde poz pratikleri çok fazla yokmuş. Her neyse aslında anlatmak istediğim başka bir şey, yogayı sadece meditasyon olarak düşünüp kapısına varan ben ondan sonra yıllarca meditasyon kelimesini her duyduğumda içime dolan yetersizlik hissiyle meditasyon ile köşe kapmaca oynadım. Bir sürü bahanem vardı, hiperaktiftim uzun süre durduğum yerde duramazdım, asana pratiği ve nefes pratikleri neyime yetmiyor gibi ve liste böylece uzayıp gidiyordu.

Yoga matında geçirdiğim süreler ve araştırmalarım arttıkça kundalini yoga ile tanıştım ve o kapsamdaki mantralı, mudralı meditasyonlara kapımı araladım, aslında kapıları sıkıca kapalı tutmanın benim gelişmeme engel olduğunu biliyordum ama içten içe beni tutan bir şey vardı kapımı açamıyordum. Sonra bütün dünyayı evlerine kapatan pandemi ortaya çıktı ve biz evlere kapandığımız süreci iyi bir şeyler yaparak geçirmek için arayışlara girdik.

Pandeminin hepimizin hayatları üzerinde çok fazla olumsuzluğu oldu ama benim için bu dönem online eğitimler açısından inanılmaz verimli bir dönemdi. Her daim öğrenmeyi sevenler için mesafeler ortadan kalktı, dünyanın her yanından sayısız insan bilgisayar karşısında bu eğitimlerde bir araya geldi. Ben bu dönemi kendisiyle köşe kapmaca oynadığım meditasyon eğitimlerine ayırdım ve tahmin edersiniz ki bu benim için büyük bir adımdı. İlk başlarda meditasyon ile aramdaki buzlar üç, beş dakikalık oryantasyon çalışmaları ile erimeye başladı, bir yola girmiştim ve korkunun, ecele bir faydası yoktu. Tabii ki eğitim sadece oryantasyon ve meditasyon pratiklerinden ibaret değildi, yaptığımız pratiklerin sinir sistemimizi ve beynimizi nasıl etkilediğini de öğreniyorduk.

"Nöroplastisite’’ kelimesi ile bu eğitimde tanıştım ve merakla kelimenin peşine düştüm. Neydi bu nöroplastisite ve ne işe yarıyordu? Kısaca nöroplastisite "beynin deneyimlerin bir sonucu olarak değişme ve uyum sağlama yeteneğini’’ ifade eden bir terimdi. Beynimiz gerçekten olağanüstü kompleks bir yapıdır, beynimizi bir bilgisayar olarak düşünürsek eğer kendi yazılım güncellemelerini alma özelliği ve hatta ek olarak donanım güncellemeleri yükleme özelliği vardır. Beyin yaşamdaki deneyimlerimize göre bizim için yeni yollar oluşturur bazen de kullanmadığımız yolları siler. Öğrendiğimiz her yeni şey ile sinir hücrelerimiz (nöronlar) arasında yeni bağlantılar oluşturuyoruz. Günlük hayatta yaptığımız bir sürü aktivite beynimizin uyum sağlama (nöroplastisite) yeteneğini geliştirmekte, uyku, iyi beslenme (aralıklı oruç), dans etmek, kitap okumak, müzik dinlemek, el işi yapmak, yeni bir dil öğrenmek, müzik aleti çalmayı öğrenmek, yoga ve meditasyon gibi çalışmalar beynimizi değiştiriyor.

Eskiden zannedilenin aksine beyin çocukluk ve ilk gençlik yıllarından sonra değişime kendini kapatmıyor aksine sen en basit günlük rutinlerinle bile onu geliştirmeye devam ediyorsun. Nöroplastisiteyi eşsiz kılan nokta tam da burası, bu durum günlük olarak gerçekleşir ve biz kendimiz bunu geliştirme gücüne sahibiz. Ve asıl önemli olan nokta öğrenme ve nöroplastisite arasında ki ilişki çok nettir, biz öğrendikçe beynimizde yeni yollar oluşur. Her yeni deneyim, yeni sinir hücreleri (nöronlar) bağlama ve beynimizin çalışma şeklini değiştirme gücüne sahiptir.

Nöroplastisite ile kendi zihnimizi geliştirebileceğimize olan inancımız arasında doğrusal bir bağlantı var. Bir kişi yaptığı her hangi bir işte, yoga, meditasyon, dans etmek, kitap okumak, dil öğrenmeye çalışmak, bilmediği konuları merak edip araştırmak gibi bir sürü konuyu öğrenmek için çaba gösterirse, başarılı olacağına inanır ve nöroplastisitenin bize söylediği de budur, "çabalarsan değişirsin’’.

Çok korktuğum meditasyon sırasında dikkatim düşüncelerin peşine düştüğünde, bunu fark edip ana ve bedenime geri döndüğünde beynim biraz daha değişiyor. Bilmediklerimiz öğrenmeye cesaret etmek ve çaba göstermek sinir hücrelerimize yapacağımız en büyük iyilik. Ne yapıyorsanız yapın, yaptığınız işi her gün biraz daha iyi yapmayı, kendinizi bir adımda olsa ileriye taşımayı deneyebilir misiniz?
Deneyerek kalın. Hoşça kalın.
Namaste,




Go to top