On küsür yıl önce bir yoga stüdyosuna gidiyorum. Yan matta biri güçlü, hoca ne derse tamam. Kafasının üstünde duruyor saniyesinde. Var gücümle tüm pozları yapmaya çalışıyorum. Belimde ki o üç fıtık sanki başkasının. Mesele sadece yapmaktan ibaret benim için o an.

Kalçan bu kadar açıkken bunu nasıl yapamazsın diyor Kadın. Kadın diyorum bakın hoca değil. Böyle saçma sapan bir suçluluk hissediyorum. İnsan kendini öteki ile karşılaştırmayı nasıl bırakır diyorum? (Yazarken sanki yeniden yaşıyorum.)

Zaman geçiyor bana kendimi kötü hissettiren bu hocayla bir yıl geçiriyorum ve yan matta tepe üstü tüy gibi duran arkadaşla.

Ordan başka bir yere başlıyorum. Oh evimi buldum. Derste sürekli yapabildiğin kadar diyor hocalar. Yapabildiğin kadar, şimdi zamanı değil belki de diyor. Derin bir nefes alıyorum. Demek ki; mesele ne benimle, ne de yapmakla ilgili.

Bir zamanlar bir şeyleri yapamayınca "ben nasıl yapamam?" diye içimin sıkışmasını hatırlıyorum. Sonra yogada kendime bir yol çiziyorum. Eğitimler, atölyeler derken yin yoga ve meditasyonda ilerlemeye karar veriyorum. Halâ öğreniyorum, halâ öğretiyorum o günden beri. Ama hayat bu nasıl kötü hissettiren hocalar varsa, öğrenciler de çıkıyor arada.

Ve bu arada çıkan tam da bana rast geliyor.

Özel ders istiyor kadın anlatıyor; nefes meditasyon istiyorum ama terlemek de istiyorum hep hareket edelim.

Edelim, edelim de ben aradığınız hoca değilim diyorum. Vinyasa ya da ashtanga yoga hocası lazım size diyorum. Arkadaşım var tavsiye ederim. Ama kadın ısrar kıyamet siz yaptırın diyor. Üç ders yapıyoruz, her ders başınızın üzerinde durabilir misiniz? Ya da ben eskiden hanumana oturabiliyordum siz bi oturun sonra bende yapayım vesaire vesaire fıtığım var falan dinlemiyor.

Zamanla siz de yaparsınız daha erken, bedeniniz daha hazır değil, ben yapmasamda size yaptıracağım desem de nafile. Emeklemeden koşmak istiyor derler ya işte tamda böylesi...

Yeniden öğrencilik günlerime dönüyorum. Yeniden o yapamamanın verdiği rahatsızlığı yaşıyorum. Sonra kendime kızdığıma kızıyorum. Neden ya? Neden? İnsanlar ne istediğini bilmeden ya da yapmak istediği şeyi araştırıp öğrenmeden yola çıkar?

Sonra diyorum ki kendi kendime, "Hayat işte!". Hayat dümdüz bir yol değil. Bazen aynı yollardan tekrar tekrar geçmek zorunda kalıyoruz.

Yoga hayatın mattaki hali ve bir çok çeşidi var. Düşmek, kalkmak hep var. Hoca da olsan, öğrenci de. Nefeslenip yeniden ayağa kalkmayı öğrenmek önemli olan.

Ve tüm ömrüm boyunca yogada ve hayatta her defasında yeni adımlar atmaya cesaret edenleri ve kendimi kutluyorum.

Sevgiyle kal

Go to top