Neredeyse otuz beş yıl boyunca bedeni ile bağlantısını kaybetmiş ve ne yazık ki bağlantısını kaybettiğini fark etmemiş bir insan olarak bir yoga stüdyosuna adım atmış olmak benim için imkânsızı gerçekleştirmekti. Öylece bir kapıdan geçmiş, hiç bilmediğim, benim için çok yeni olan bir evrene düşmüş, bu durumu yadırgamam gerekirken garip bir şekilde çok normal bulmuştum.

Bu normalliği sağlayan büyük ihtimalle yoga hocamdı. Kendimi evimde gibi hissetmiştim, kendime geri döndüğümü bilmeden.

Benim için yeni bir dönemin başladığının, bunun daha başlangıç olduğunun henüz farkında olmasam da o stüdyoya gidebilmek için kendime vakit yaratabiliyor olmam bana çok iyi gelmişti. Hangi pozu nasıl yapıyordum bilmiyorum; ama bana iyi yapıyormuşum gibi geliyordu. Ne kadarını yapabiliyordum bunun hakkında da hiçbir fikrim yok; ama bana iyi geldiğinin her geçen gün biraz daha farkına varıyordum. Pratik yaptığınız yerde kabul gördüğünüzü ve yargılanmadığınızı hissettiğiniz bir alandan kaçmak istemiyorsunuz. O yüzden, kendi hocalığım zamanında da sınıfıma gelen hiçbir öğrenciyi yargılamadım; hatta daha çok yüreklendirdiğimi söyleyebilirim.

Desteklendiğimiz alanda kalabiliyor olmak, iyiliğimize giden yoldaki en büyük ilk hediyemiz oluveriyor. Şimdilerde zaman zaman durup, “Acaba yogaya hiç başlamasaydım ne olurdu?” diye düşündüğüm her sefer, kendimi başlamaya cesaret edebildiğim için kutluyorum. Bu benim açımdan en kutlanası adımımdı; çünkü ben yoga yapmıyor olsaydım büyük ihtimalle yürüyüş yapmak dışında hiçbir şey yapmayan bir insan olurdum. Spor salonlarının sıkışıklığı ve etrafı saran değişik kokuları yüzünden hayatım boyunca buralardan uzak durdum. Durum benim için böyle ama spor salonlarını sevenleri de eleştirdiğimi zannetmeyin. Kendiniz için ne yapıyorsanız bence her şekilde yapmaya devam etmelisiniz.

Bizim toplumumuzun en büyük eksikliklerinden biri; hareketi sevmememiz. Yeni nesilde bu durumun değişiyor olması -her ne yapıyorlarsa- bence oldukça sevindirici. Yoganın hayatıma bir hediye olduğunu ve bana hediyelerle geri döndüğünü anlamaya başladığımda yavaş yavaş kendimle bağlantı kurmaya başlamıştım.

Bir gün bir derste aniden bedenimin çalışan her parçasını hissettiğimi fark ettiğimde heyecanlanmıştım. Onlarca yıl kendinden uzaklaşmış bir insan için bir sihri gerçekleştirmenin hafifliğini yaşıyordum. Yüzümde kocaman bir gülümseme ve pozların içinde ve geçişlerde rahatça akıp giden nefeslerimle öyle bir akışın içindeydim ki sanki ayaklarım matın üzerinde uçuyordu. Hissedebiliyordum, fark edebiliyordum ve kendime daha çok özen göstermeyi öğreniyordum. Sonra yıllar içinde aldığım her eğitimle sınırlarımda hareket etmeyi, içinde kalmanın bana kendimi iyi hissettirmeyen pozların içinde kalmamayı ve dolayısı ile kendime şefkat göstermeyi öğrendim. Bana göre yoga zorlayıcı bir yerden akmasa da oluyor. Akışın içinde kendini güvende ve iyi hissettiğinde şifanın sana doğru aktığını da görüyorsun. Bu da benim için yeni bir duyguydu; çünkü zor pozları yapabiliyor olmanın başarılı olmak için gerekli olduğuna inanıyordum. Bu inancım bana, kendimi daha fazla zorlamam gerektiğini düşündürüyordu. Şu anda çok saçma geliyor olsa bile ilk zamanlar böyle bir kafaya sahiptim. Sonra değiştim, dönüştüm, bedenimle ilgili gerçekleri gördüm ve kendimi zorlamaktan vazgeçtim.  Hediyelerimi kabul ettim. Kendimi görmeyi, bedenimle bağlantıda olmayı ve öz şefkati seçtim. Daha ne olsun! Kendim için bir şey yapmak isteyip kendime varmış, hiç bilmediğim bir alanda kendimden yeni bir insan yaratmıştım.

Bedenimin sınırları vardı. Kendi limitlerinde hareket ettiğinde yoganın en büyük hediyesi bütünsel iyiliğin oluyor. Yoganın ne demek olduğunu öğrendiğim tüm hocalarım hayatımın hediyeleri; ama hiç peşini bırakmadığım biri var ki o, beni bugün yogaya baktığım pencerenin önüne götürdü ve bana yeni bir bakış açısı hediye etti. Çok hediye aldım ama kendime verdiğim en büyük hediye yogaya başlamak oldu ve yoga bana her seferinde şahane hediyelerle geliyor. Minnetim, şükrüm önce kendime; sonra bu yolda desteklerini ve ellerini sırtımda hissettiğim herkese. Sağ olun, var olun.

Yolda olmak, yoga ile yolda kalabilmeyi başarmak zaten en büyük hediyem. Hadi bir düşünün: Acaba kendinize ne hediye ederseniz size çok iyi gelir ve hayatınız değişir? Herkesin bir cevabı vardır mutlaka. Benimki; yogaydı.

Hoşça kalın. Mutlu kalın. Sağlıkla kalın.

Namaste.

Go to top